Ride To Greece 2017

Ride For Pleasure Motor Gezisi : YUNANİSTAN (Mayıs2017):

Can pak, Cengiz Çetin, Murat Sürel, Serdar Kiriş, Murat İkizler, Taner Güneş, Kerem Temel, Serhat Kurtoğlu, Özcan Güneş, Müfit Dokuyucu

İkizler Murat, Taner ve Kerem’in katılımı ile RFP adına alan grubumuz ilk gezisini mayıs 2017 tarihinde Yunanistan’a yapmaya karar verdi. Aldığımız sürüş eğitimleri ve hayatımıza bu yıl giren endurolarımız ile heyecanımız dorukta idi. Grup gezilerinin olası bir sorunu rota ve konaklamada çok sesliliktir. Ancak ilk dikkatimizi çeken Başkanımızın (Can Pak) titiz etüdleri ile oluşturduğu gezi programına herkesin kararlılıkla uyum sağlaması oldu. Sanki “motorlarımız üzerinde oldukça nereye gittiğimizin ne önemi var ?” der gibiydik.

Hareketimiz 27 Mayıs günü öğlen saatlerinde Acıbadem Eskişehir Hastanesinin fuaresinden oldukça görkemli bir şekilde oldu. 8 motor olarak grubun kalanları ile gün sonunda buluşmak üzere tekerleri heyecan ile döndürdük.

Birinci Gün. Grup sürüşünün kurallarına uyarak Kütahya üzerinden Tavşanlı’ya geldik. Tavşanlıya gelinir de  ünlü güveç tadılmaz mı? Enfes güveç ile tıka basa doyduk. Harekete geçtik ve güzel yolları kat ederek 2. molamızı Dursunbey Suçıktı mesire yerinde verdik. Hava sıcak, güneş tepede idi. Ama Suçıktının serin havası hepimizi rahatlattı. Mola sonrası tekrar yola koyulduk ve Balıkesir üzerinden Ayvalık’a girdik. Otelimiz Ayvalık Palace idi. Bu orta kalitedeki otelde İstanbul’dan katılan grubumuzun 2 neşeli üyesi Özcan ve Müfit ile buluştuk ve bizler ilk kez tanıştık. O gün başlayan dostluğun keyifli paylaşımlar ile uzun yıllar süreceğini bilircesine hemen samimi bir ortamda kaynaştık. Bu ikili neşeli karakterleri ve gezimize katıldıkları gösterişli Harley Dawidson motorları ile neşe, kahkaha, görsellik ve gürültü sundular. Akşam oturulan rakı-balık & ayvalık masasında heyecan, kahkaha ve geziye duyulan heves dorukta idi.

İkinci Gün: Sabah erken saatlerde uyanıldı ve otel terasında denize karşı güzel bir kahvaltı yaptık. Otelin en iyi tarafı Gümrük ve limana yakın yerleşkede olması idi. Jalem Turdan 20 Euro/kişi ve 30 Euro/motor biletlerimizi aldık ve önce motorları limana getirdik. Buradaki prokol önce pasaport işlemleri; sonra araçların kabulu şeklinde yapıldı. (Yeşil sigorta,  ruhsat ve şirket kayıtlı ise şirket belgesi gerekli evraklar idi). Sabah 9’da Turyol ile midilli adasına geçtik ve Mitilini’ye  ulaştık. İlk işimiz Helenistik Seaways feribotlarından pire limanına bilet almak oldu.Kordonda yaptığımız küçük tur ardından ada turuna çıktık. Keyifli bir sürüşe imkan tanıyan virajlı yolun sonunda Yunan adalarının cenneti aratmayan denizine sanırım en güzel örneklerden biri Tarti koyuna ulaştık. Sıcak havada bir kısmımız denize girerken, bir kısmımızda Grek sofrasının keyfini sürdü. Burada yediğimiz peynirli kabak çiçeği dolmasının tadı halen damağımızda. Biriktirdiğimiz güzel anıların arkasından Plomari’ye geçtik.  Sakinliği, saçaklardan sarkan kurumaya bırakılmış ahtapotları ile güzel bir sahil kasabası. Oturduğumuz yer önceden referanslı olan Axibaba . Yol nefis; reçelli ballı yoğurt nefis, sohbet ve neşe zirvede idi. Feribot saatimiz 20:00 olduğundan buradan tekrar Mitilini limanına sürdük. Ben basit bir feribot beklerken Limanda bizi karşılayan devasa gemi karşısında yutkunduğumuzu itiraf etmeliyim. Araba, tırlar arasında bizi de AVM otoparklarını aratmayan araç park deckine aldılar ve motorlarımız uygun yerlerde sabitlendi. Gecelik eşyalarımız ile kamaralarımızı aramaya koyulduk.İşte burada bir süprizile karşılaştık. Grup biletlerine dikkat etmek gerekiyor; odalara rastgele dağıtılıyor. Kerem ve Tanerle aynı kamarada olmayı başararak onları gece senfonimle tanıştırma fırsatını elde ettim. Feribot saatinde kalktı, sakız adası aktarmalı Pire limanına doğru yola koyulduk.

Üçüncü Gün: Sabah 7:00’de Pire limanında idik. Pireden çıkış rezaletti, trafik çok kalabalık. İlk molamızı kahvaltı yapmak üzere Halcis içinde verdik. Bir kafede poğaçalarımızı yiyip sohbet ederken kahve içmek adına şehrin öte yanına giden Harley’li 2 dostumuzun tüm şehri döven motor uğultularını  birkaç km öteden zevkle dinledik. Topalndıktan sonra sonra rotamız Eğriboz adasına geçtik. Buradaki yollar, doğa,asfalt kalitesi, yeşil ve mavinin birlikteliği bizi çok etkiledi. Prokopi üzeri limni yoluna girdik. Limni de ufak bir gezinti ardından kalacağımız yer olan Loutra Edipsos’a geldik. Bu küçük tatil beldesi çok etkileyici bir yerleşke. Otelimiz İstiaia hotel & spa çok oldukça kaliteli idi. Odalara yerleştikten sonra biz zincir mahkumları motorcular olarak zincirlerimizi yağladık; şaftlı beylerin keyiflerine gıpta ettik. Yakınlarda bulduğumuz Yunan lokantasında denize sıfır masamızda ve dolunay altında enfes bir yemek yedik; purolar tüttürdük.

Dördüncü Gün: Enfes Eğriboz yolundan geri döndük ve adadan ayrıldık. Otobana girmeden yan yoldan dağlara çıktık. Saranti koyuna indik (paralia yakınında) yol çok virajlı ama bakir koy. Ufak tefek aile işletmeleri var; Deniz muhteşemdi. Burada verdiğimiz molanın ardından Galaxidi’ye doğru dağ yollarına sürdük. Resmen kendimizi alplerde bulduk. Sahile iniş gökovadan elli kat daha güzeldi. Pansiyon Hirolakas ve cana yakın sahibesi Despina bizleri çok güzel karşıladı. Marinadan hafif içeri girince masamızı ayırttığımız Bebelis Restorant muhteşem bir yer. Aile işletmesi olarak bize sunduğu enfes tatlar arasında Roka ve Bebelis salatası; soğan yemekleri aklımızda çok yer etti.

Gün: dağlarda geçti. Zirvelerde verdiğimiz molada dağ kuzularından yapılan kuzu haşlama ve baklava bizleri çok mutlu etti. Rotamız Meteora idi. Meteoraya çok yakın yerleşkede Kastraki de Hotel Tsikeli’de kaldık.  Akşam yemeğini Taverna Gardenia’da  ve çok iyi ağırlndık. Kilisenin yanında, biraz yukarda konuşlanan bu lokanta Musakkası ile ünlü ve popüler olması nedeni ile ön Rezervasyon gerekiyor.

Beşinci Gün. Sabah saatlerinde Meteoranın o büyülü atmosferini gezdik ve motorlarımızı sürerek tanrılara özendik ve Olymposa çıktık. (80 km dolayında). Olympos sonrası yolda leptokarya da mola verdik. Denize girmek için güzel bir yerdi.  Otobandan Selaniğe geldik. merkezde Astoria Hotelde kaldık. Aristoteles meydanı ve tavernaların olduğu mekanlar güzel arasında güzel bir Selanik gecesi yaşadık. Hepsi bir örnek RFP tişörtlerimiz ile şehirde yürümek garip ama eğlenceli idi. Akşam yemeğini Thalasses 7 Seas de yemek yedik. Kordonda bir arka sokakta yer alan bu üst sınıf balık lokantası kesinlikle gidilmesi gereken bir adres, çok güzeldi.

Altıncı Gün: Sabah Astoria Hotelin otoparkından tek sıra grup çıkışımızı çevrede seyircilerin önünde yaptık. İstikamet Kavala idi.  Yol boyunda Litochorou ve Asprovalta çok güzelmiş ama giremedik. Halkidiki’nin üç parmağını kara tarafından kattettik ve Kavala’ya vardık. Kavala enfes bir kent. Tepede Kavalalının evinin orda manzaralı güzel bir kafede oturduk ve buz gibi Limonatalar ile serinledik. Sonraki durağımız yakın yer Keramoti idi. Burdan sürekli Taşöz Adasına feribot var. Babişin Restoranına mutlaka uğramak gerekiyor. . Midye çorba ahtapot vs muhteşem sunumu ile ve cana yakın misafirperverliği ile Babiş sanki kırk yıllık dostlarını ağırladı, bizi çok mutlu etti. Burada biriktirdiğimiz güzel hatıraların ardından sıkıcı bir otoban sürüşü ile İpsala’ya vardık. İşlem sırasında önce motorla yanaşıp çıkış yapıyorsunuz, pasaport yetiyor. Sonra TC gel, pasaport ruhsat yetiyor. Türkiyeye dönmüş olmanın buruk ama güzel duygularını yaşayarak Gelibolu’ya ulaştık. Geleneksel olarak bizi dönüşte karşılayan Oya otele yerleştik ve iskelede güzel bir akşam yemeği yedik.

Yedinci Gün. : Eve Dönüş. Gelibolu’dan çardak ve lapsekiye ayrı ayrı 24 h devamlı feribot var. Sabah erken saatlerde Çardağa geçtik ve enfes bir gün başlagıcında marmaranın muhteşem doğası içinde bildiğimiz eve dönüş yolunu Balıkesir-Bursa istikametinden katettik.